Sonucu Daralt
Yayıncı Kategori
Fiyat Aralığı
Eser Sahibi
Sıralama : Göster :
Toplam 37 kayıt bulunmuştur Gösterilen 1-20 / Aktif Sayfa : 1
İlk defa 1882'de “Russkaja Myslj” adlı bir dergide yayınlanan “İtiraflarım” adlı bu eseri Tolstoy, elli yaşında geçirdiği manevi krizden sonra kaleme almıştır. İçine düştüğü bu kriz sonrasında aradığı kurtuluş yollarını ve bu sırada geçirdiği fikri, ahlaki ve dini gelişmeleri anlatır. Tolstoy, eninde sonunda ölecek olduğu bu hayatın anlamını bulmaya çalışır. İnsanlığın yaratılıştan beri sorduğu “Ben neden varım?”, “Hayatın anlamı ne?”, “Ölümlü dünyada tüm bu çaba niye?” sorularına cevap arar. Bu anlam arayı
İngiliz yazar George Orwell, Hayvan Çiftliği’nden sonra 1984’ü kaleme aldı. Romanın yazım aşaması zorluklarla geçti. Veremle mücadele eden Orwell, birkaç kez romanın adını değiştirdi. Orwell, 1984 distopyasında devletlerin otoriter siyasi tutumlarını sert bir şekilde göz önüne serdi. Okyasnusya adını verdiği ülkede yaşayanlar Parti’nin boyunduruğundan çıkmayı düşünemeyecek kadar mekanize hâldedirler. Böyle bir dünyada anılar, hayaller olmadan nasıl yaşadıklarının farkında değillerdir üstelik. Düzene isyan e
Hayatının uzun bir dönemini Finlandiya’da geçiren rahip, hatip ve yazar Grigory Petrov, Beyaz Zambaklar Ülkesi’nde, bu ülkenin hangi yollardan geçerek ve hangi aşamaları kat ederek bulunduğu konuma eriştiğini kendine has üslubuyla anlatıyor. 1923 yılında kaleme aldığı eserini, sadece bir ülkeden yola çıkarak da değerlendirmemiş, gelişmekte olan ülkelere rehber olacak bir yöntemi gördükleriyle birleştirerek ortaya çıkarmıştır. Petrov, aynı zamanda okul, devlet yönetimi, bürokrasi, kilise gibi faktörlerin bir
“Böylesine bir aşk gerçek olabilir mi?” 1920’lerin ilk yarısında Stefan Zweig tarafından kaleme alınan bu kitapta; yaşamı boyunca delicesine sevdiği, ancak kadının varlığından haberi bile olmayan, yazar R.’ye yazılan uzun bir mektup yer alır. “Hiçbir zaman beni tanımamış olan sana.” cümlesiyle başlar mektup. Kadının, iç dünyasında yaşadığı duygulardan yola çıkılarak aşkın çözümlemesi yapılır. Bu da zaten, sadece Stefan Zweig kadar psikoloji birikimine sahip bir yazar tarafından mümkün kılınabilirdi.
Victor Hugo’nun, Bir İdam Mahkûmunun Son Günü, sarsıcı ve sıradışı bir kitap. Hugo’nun yazım stil olarak o dönemde kullanılmayan bir üslupla, yani birinci tekil şahısla kaleme aldığı eser, ölüm ve yaşama, ölmek üzere olan bir suçlunun gözünden bakış. Güneşin camlardaki oynaşmasını keyifle izlerken öleceği gerçeğiyle yüzleşmeye çalışan genç adamın sancıları, düşünceleri ve cezalandırma yöntemlerine ilişkin görüşleri insanı şaşırtıyor. Giyotinle idama mahkûm olan genç adamın günlüğü bizi şaşırtıcı bir yolculu
BİR SABAH UYANDIĞINIZDA KENDİNİZİ BİR BÖCEĞE DÖNÜŞMÜŞ BULURSANIZ NE OLUR? Nasıl ki Kafka'nın Dava'sında Josef K., bir sabah uyandığında kendini tutuklanmış olarak buluyorsa, yine Kafka'nın Dönüşüm'ünde de Gregor Samsa bir sabah kötü rüyalarından uyandığında kendisini dev bir böceğe dönüşmüş olarak bulur. Öyle ki, bir zırh gibi sertleşmiş olan sırtının üstünde yatmaktadır... Dava isimli eserinde yargılanan insan ile yargılayan kurumların ilişkisini ele alan Kafka, Dönüşüm isimli eserinde; aile ilişkilerinin
Acılarla yoğrulmuş hayatının özlemlerini Güneş Ülkesi’nde dile getiren Tommaso Campanella, eseri sayesinde bize döneminin buhranlarını, umutlarını, toplumları etkileyen cereyanları okuma fırsatı veriyor. Astroloji, felsefe, okültizm, teoloji, sosyoloji, ekonomi, siyaset, strateji gibi alanlarda görüşler içeren ve 17 yüzyıl Avrupası’nda, düşüncelerinden dolayı epey hırpalanan bir filozof tarafından hapishanede kaleme alınan Güneş Ülkesi, ütopya türünde yazılmış en önemli eserlerden biri. Çağlarüstü olması öz
Köşk Çiftliği’nde kötü muamele gören, yemleri verilmeyen hayvanlar bir gün, onlara devrim fikrini aşılayan bilge önderleri Koca Reis’in yönlendirmeleriyle isyan başlatır ve köşkün sahibi Bay Jones’u yenerek bağımsızlıklarını ilan ederler. Özgür ve adil bir dünya hayaliyle yola çıkan hayvanlar canla başla işe koyulurlar. Ancak zaman içinde hesap edilmeyen şeyler yaşanmaya başlar… İdareyi elinde tutan domuzlar manipülasyon yeteneklerini de kullanarak giderek zalimleşen bir yönetim benimserler. Dünya edebiyatı
Anna Karenina ve Savaş ve Barış gibi dünya edebiyatına kazandırdığı başyapıtlarla tanınan Rus romancı Lev Nikolayeviç Tolstoy, yaşamının son yıllarında, Tanrı, din, devlet, toplum, birey, özgürlük gibi kavramlar üzerine eserler vermiştir. Bu dönemin ürünü olan "İnsan Ne İle Yaşar?" kitabında insan yaşamına dair hayati sorular sorarken, bu soruları iyilik-kötülük, yaşam-ölüm, harislik-kanaatkârlık benzeri karşıtlıkları temel aldığı ahlaki bir çerçevede yanıtlar. Öykücülüğünün ustalığını yansıttığı bu eserini
Jules Payot, özellikle gençler için kaleme aldığı İrade Eğitimi isimli kitabında entelektüel ilerlemenin önündeki engelleri, zihinleri gündelik işlerle oyalamanın zararını ve derinleşebilen düşüncenin önemini anlatıyor. Fikir ve duyguların irade üstündeki etkisini de gündeme getirerek tembelliğin, sefil tutkuların ne derece zarar getireceğini bir eğitimci olarak gözler önüne seriyor. Payot’tan güncelliğini hâlen koruyan bir metin!
Çıktıkları bir gezide, sadece kadınların ve kız çocukların yaşadığı, giriş çıkışın mümkün olmadığı bir ülkeden bahsedildiğini duyan üç Amerikalı arkadaş, bu gizemli ülkeyi keşfetmek için dayanılmaz bir istek duyar. Bir süre sonra bütün hazırlıklarını tamamlayıp Kadınlar Ülkesi’ne hareket ederler. Tahminleri, bir yerlerde mutlaka erkeklerin de yaşadığı, kadınlarınsa kaba, ilkel ve belki de vahşi olduğu yönündedir. Oraya vardıklarında karşılaştıkları manzara ise onları şaşırtır. İdeal bir sosyal düzen kurmuş
"Satranç aşk gibidir. Tek başına daha az eğlencelidir." Stefan Zweig'in Brezilya'da sürgündeyken yazdığı Satranç, rastlantı sonucu eline geçirdiği bir kitapla satrancın inceliklerini öğrenen Dr. B. ile Dünya satranç şampiyonu Mirko Czentovic'in kapışmasını anlatan bir öykü gibi görünse de aslında Zweig'in bir veda mektubudur... Stefan Zweig, Avrupa kültürünün Nazi tehlikesi altında yok oluşuna işaret ettiği bu öyküyü tamamladıktan bir kaç ay sonra intihar etmiştir. "Birisi barışı başlatmalı, tıpkı savaşı ba
Çin Seddi’nden de Eski Çin Savaşma Sanatı Sun Tzu, günümüzden iki bin 500 yıl önce yaşamış ünlü Çinli komutan, filozof ve askeri bilgedir. İÖ 500’de Sun Tzu tarafından yazılan Savaş Sanatı, dünyadaki en eski askeri eserdir. Ve bu nedenle dünyanın en eski askeri strateji kuramları olarak kabul görür. Aslında, Çin'de çok daha eski dönemlerden beri bilinen savaşma ilkelerinin toplu bir sunumudur. Askeri öğrencilerin bu ilkeleri günümüz savaş şartlarında uygulayabilmesi için, hazırlanmasından iki bin 500 yıl
Dünya Edebiyatı’nın en önemli eserlerinden biri olan Sefiller, 19 yüzyıl Fransası’nda yoksulluk ve çaresizlik içinde yaşayan toplumun gerçeğine ayna tutuyor. Usta yazar Victor Hugo Sefiller’de, ailesi için hırsızlık yapan Jan Valjan’ın kürek mahkûmiyetine çarptırılmasını ve hayatı boyunca sürecek kaçaklık hikâyesini anlatıyor. Hugo aynı zamanda, yoksulluk, dayanışma, toplumsal adalet, sefalet, karanlık gibi konuları işlerken toplumdan dışlananları destansı bir romanda gözler önüne seriyor. “Susmak, yalan sö
Sokrates felsefesinin temellerini ele alan başlıca kaynak, öğrencisi Platon’un kaleme aldığı “Sokrates’in Savunması”dır. Ahlak felsefesinin kurucusu olarak kabul edilen Sokrates’in yaşamının en önemli olaylarından biri, MÖ 399 yılında hakkında açılan, Sokrates’in Savunması’nda sözü edilen, davadır. “Sokrates’in Savunması” isimli eserde Platon’un anlattığı kadarıyla Sokrates; gençlerin kafasını karıştırıp onları zehirlemekle, tanrılara inanmamakla ve onların yerine yeni tanrılar koymakla suçlanır. Tüm bu suç
Suç ve Ceza, edebiyat dünyasında başarıyı ve ölümsüzlüğü ön sıralarda göğüsleyen bir romandır. Dostoyevski’nin yıllara meydan okuyan, hayranlık ve merak uyandıran keskin dehası romanı tepeden tırnağa kuşatmıştır. Dahi yazar, Suç ve Ceza’da okuyucularına bir kez daha insana has çatışmaları kusursuz bir gerçeklikle sunmuştur. Neyin suç ya da neyin ceza olduğunu belirleyen nedir? Onları birbirinden ne ayırır? Toplumdaki değişken karşılığının yanı sıra insanın vicdanında nasıl karşılık bulur? Kendi sorularını d
"Devlette de işler böyle yürür, kralların meclisinde de... Kötü düşünceleri kökünden söküp atamıyorsun diye, müzminleşmiş hastalıklara yüreğinden geçtiği şekilde deva olamıyorsun diye, toplumu kendi haline bırakıp çekip gidemezsin, rüzgârlara karşı kürek çekemiyorsun diye gemiyi fırtınalı dalgaların ortasında bırakamazsın. Öte yandan, farklı düşüncelere kapılmış insanlar üzerinde hiçbir etkisi olamayacağını bile bile, bu tür tuhaf ve haddini aşan bir konuşma yaparak onları ezmemelisin. Bunun yerine dolaylı
Sosyal ilişkileri zayıf bir yeraltı adamı, yerin üstüne çıkmaya çalışırsa (yani sosyalleşirse) ne olur? Kendisini toplumdan soyutlamış, kendi deyimiyle “hasta” bir insan olan isimsiz kahramanımız, “yeraltı” diye adlandırdığı karanlık ruh dünyasından okuyucuya sesleniyor. Asosyal bir yapısı olan, samimiyetten uzak arkadaşlarıyla ilişkilerinde ezilmemek için kendini şartlandıran ve bunun için çabalayan, fakat her defasında gururunu ayaklar altına alan biri... Ezilen gururunu, bir başkasının gururunu ezerek be
Günlük hayatın karmaşası arasından sıyrılan bu kadim eser, insana dair her zaman konuşulacak bir konuyu ele alır. İnsan Olmak’ta iyiliğin, faydalı olmanın, insanları mutlu etmenin yüceliği, derin ve anlaşılır bir samimiyetle gözler önündedir. Seneca, nankörlükle karşılaşmasına rağmen iyilik yapmaktan asla vazgeçmeyen insanların arayışındadır. Aynı zamanda kitap boyunca, daha iyi bir dünya arzulayan Seneca’nın kişisel görüşleri vardır. Kendinden sonraki filozofları ve yazarları etkilemiş olan Seneca, iyi olm
“Aşk nedir? Ona sahip olan kim? Kim sevmeye muktedir? Kim, aşk şöyledir, böyledir ve bunun haricinde başka bir şey değildir diye konuşma cüretine sahip olmayı hak eder? Kim bu kavram ile ilişkili şeylerin ötesine geçip, bireysel oluşumunu, pragmatik değerini, kendi saf benliğini açığa vurmaya cesaret eder? Aşk, korkunç derecede nadir bulunan bir şey Faustina. Bunu kabul edelim, gerçek aşktan, dilden dile dolaşandan bahsetmiyorum; gerçek aşk bir fenomen, bir deha misali nadir bulunan, olağanüstü, büyüleyici
Sıralama : Göster :
Toplam 37 kayıt bulunmuştur Gösterilen 1-20 / Aktif Sayfa : 1